Reklam
  • Reklam
AŞAN BİLİR KARLI DAĞIN ARDINI
Reklam

AŞAN BİLİR KARLI DAĞIN ARDINI

25 Aralık 2012 - 11:53
Reklam
Reklam

Sevgili dostlarım uzun bir hikayesi olan bu türküyü ancak anlaşılır şekilde bu kadar kısalta bildim.Hatamız affola.

Her biri bilinmez bir mezar şimdi. Mezar taşlarından daha fazla.“Sen ne güzel bulursun gezsen Anadolu’yu” demiş ozan.Demiş ya! Ne yürekten demiş,ne Doğru demiş.Anadolum benim.Günde bin güzellik görüp, birine vurulduğumuz.Gam ile dert ile yoğrulduğumuz.Gök gözlü,güneş yüzlü,derin sözlü,Ekmek’ini el ile

paylaşan vefalı,sadık vefakar sunaların,gül yüzlü güzellerin,ceylanların,türkülerin, ozanların, ve dillere destan aşıkların diyarı Anadolum. Anadolum benim.Kerem ile Aslı’sı ,Ferhat ile şirin’i , Leyla ile Mecnun’u var, İşte Senem ile Yazıcıoğlu da bu yürek yangınlarını çekmiş binlerce kor yığınından sadece ikisi. Yörük kervanı Tanır yaylasında Yapalak'a varıp konakladı.al bir at’tan, genç bir yörük kızı indirdiler. Samur saçları.Uzun boylu, beyaz tenli, simsiyah gözlü, ceylan bakışlı, bakanın bir daha baktığı, görenlerin yüreklerini yaktığı bir ahuydu bu. Ne Tanır, ne Binboğalar nede bu küçük Yapalak, böyle bir güzel görmemişti. Hemen duyuldu
Tanır’a yörüklerin gelip
yerleştikleri Adettendi,hoşgeldiniz demek. Tanır’ın şanlı Bey’i Yazıcı oğlu köyünün büyüklerini çağırıp, başlarına da oğlu Osman’ı katıp hoşgeldine gönderdi yörük içine.Yörükler hürmetle yürekten karşıladılar gelenleri.Yörük kızının gözü ziyaretçilerin başında gelen atın üstünde bir kartal gibi duran yemyeşil gözlü, kartal bakışlı çınar gibi heybetli Osman'a takıldı. Hep beraber halka tutup oturdular.Hoş geldiniz edildi.Kahveler,ayranlar içildi, konuşulup tanışıldı. Ama iki gencin aklı ve gözleri bir an bile ayrılmadı birbirlerinden.Günler akıp geçti.Ne Senem nede Osman unutamadılar birbirlerini.Osman la Senem sık sık görüşür olmuşlardı.Her buluşup konuşmalarında daha çok yandı yürekleri,Daha çok sevdiler, daha çok bağlandılar birbirlerine. Sevda bu. Çaresi olmazsa sarartıp soldurur, öldürür adamı.Senem de Osman da aynı ateşte kavruldular.Ama töre bu kavuşmaları mümkün değildi.Yinede Allah'ın emriyle istediler kızı.Allah yazdıysa biz ne edek velakin obamızın kanunları vardır. İhtiyarlarımıza soralım,İsteriz ki kızımız oğlunuza kurban ola,böyle bir beyin gelini ola.Ama töreler dediler. Umut içinde döndü dünür kafilesi.Bir yangın düştü içine yörük beyinin.aşiretin dışına kız vermezdi.Fakat bu çevrenin en güçlü adamı dünür geliyor.Vermezlerse basarlar obayı alır kızı diyerek Hemen o gece çekilip gittiler Yapalaktan. Ertesi gün tüm Tanırlılar boş buldular yaylayı.Bin yerinden hançerlenmiş gibi inledi yıkıldı , bir ölüden farksız oldu Osman. Her yana haberler salındı, sözcüler gönderildi.Aylar yıllar sürdü bu arayış.Ama ne yörük kervanının izine rastlandı, nede Senemden bir haber alındı. Yıllar geçti aradan yandı yıkıldı Osman, ama Senemden bir haber alamadı.anası babası öldü.Günler yel gibi geldi geçti.Onun içindeki yangın geçmedi unutamadı Senem’i.On yıl, yirmi yıl, elli yıl, atmış yıl geçti, bir haber gelmedi Senemden. Sonra bir yaz günü evinin önünde oturup çocuklarıyla oynarken; Köyün çerçicisi bir ermeni vardı.O geldi koşarak yanına. Ağam dedi! Ağam kurban olam haberler ne ki haberler.Desem yıkılır mısın yoksa sevinir misin. Eski bir yaraya tuz mu atarım. Anlat dedi Yazıcıoğlu.Anlat Kozan’daydım buğday almış kumaş verirdim.İki büklüm bir ihtiyar geldi yanıma.Saçları ak, gözlerinin feri sönmüş bir ihtiyar kadın.Oğul dedi nerelisin.Tanırlıyım ana dedim. Osman ağayı bilir misin dedi.Bilirim elbet dedim.İnsan köyünün ağasını bilmez mi? Kuşağından bir çıkını çıkarttı.Aha bu lapatan’ı elime tutuşturup, Osman ağaya söyle Senem ananın selamı var, yüreği yüreğinle birdir.Kimseye yar olmamıştır.Bir yayla kızı gibi sevmiş bir yayla kızı gibi sadık kalmıştır de,Ama gayrı her şey geçti. Ağam selam yerde kalmazmış getirdim sana, Gayrı sen bilirsin dedi ermeni çerçi. Yüreğinde yetmiş yıl evvelin koru yeniden yandı.Osman Ağanın .At hazırlattı, yanında iki adam düştü kozanın yoluna. Osman Ağa Senem'le buluştu mu bunu bilmiyoruz ama, Maraş'ta Tanır da. Toros'larda,Avşar illerinde ne zaman bir düğün kurulsa;Önce Osman ağanın aldığı haberden sonra söylediği türküyü söyler kadınlar erkekler. Nerede bir gece toplantısı olsa, yaşlılar genç'lere Senem ile Yazıcıoğlu Osman'ın sevdalarını anlatırlar hep.Hoşça kalın türkülerle kalın. GARİPOĞLU

Aşan bilir karlı dağın ardını                                                                                                           Çeken bilir ayrılığın derdini                                                                                                             Bülbül kaça aldın gülün narkhını                                                                                                       Gül alıp satmanın zamanı değil

Selvinin dalları boyundan uzun                                                                                                    Yavrular gözüme bir salkım üzüm                                                                                            Ölmeden o yari görürse gözüm                                                                                                        Koyun kuzu kurban olur o zaman
 
Yaprak gazel olmuş durmuyor dalda                                                                                          Vefasız güzelden bize ne fayda                                                                                                        Bu ayda olmazsa gelecek ayda                                                                                                  Ölürüm vazgeçmem sevdiğim senden

Bu haber 2440 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Direksiyon hakimiyetini kaybeden elektrikli bisiklet sürücüsü yaralandı
Direksiyon hakimiyetini kaybeden elektrikli bisiklet sürücüsü...
Manav esnafını ve vatandaşları buluşturan iftar
Manav esnafını ve vatandaşları buluşturan iftar